{"id":126,"date":"2005-06-30T11:15:32","date_gmt":"2005-06-30T09:15:32","guid":{"rendered":"http:\/\/wp.mehmetcanyuece.com\/2005\/06\/30\/tartsma-mart-nisan-2005-say-10\/"},"modified":"2005-06-30T11:15:32","modified_gmt":"2005-06-30T09:15:32","slug":"tartsma-mart-nisan-2005-say-10","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/tartsma-mart-nisan-2005-say-10\/","title":{"rendered":"Tart\u0131\u015fma \/ Mart-Nisan 2005 Say\u0131: 10"},"content":{"rendered":"<div class='booster-block booster-read-block'>\n                <div class=\"twp-read-time\">\n                \t<i class=\"booster-icon twp-clock\"><\/i> <span>Read Time:<\/span>28 Minute, 25 Second                <\/div>\n\n            <\/div><p><strong><\/p>\n<div align=\"center\"><strong>&lsquo;Anadolu&rsquo;nun Historiyografik \u0130n\u015fas\u0131nda \u00dc\u00e7 Tarih, \u00dc\u00e7 Fig\u00fcr:<br \/><\/strong><strong><strong>Hititler, Sel\u00e7uklular ve Mustafa Kemal<\/strong> <br \/><\/strong><strong>EZ<\/strong> (*) <br \/><em>\u00d6tekiler<\/em> &rsquo;den farklilik ve bunun tarih i\u00e7inde s\u00fcreklili\u011fi inanci genel olarak kimli\u011fin iki ana \u00f6gesi olarak kabul edilmektedir. Kimlikler yeniden bi\u00e7imlendirilirken ya da yeni kimlikler in\u015fa edilirken, bu \u00f6geler ya yaratilir ya da yeniden tanzim edilir. Bunun en uygun ve etkili ara\u00e7lari tarih ve mitostur; \u00e7\u00fcnk\u00fc, kimli\u011fi kurmak ya da sa\u011flamla\u015ftirmak i\u00e7in ihtiya\u00e7 duyulan ge\u00e7mi\u015f \u00f6zellikle tarih ve mitos aracili\u011fiyla yaratilmakta, b\u00f6ylece toplulugun kim oldu\u011funa, nereden gelip nereye gidece\u011fine ili\u015fkin yanitlar\/kararlar verilmektedir. <\/div>\n<p><\/strong> (*)  &rsquo;den farklilik ve bunun tarih i\u00e7inde s\u00fcreklili\u011fi inanci genel olarak kimli\u011fin iki ana \u00f6gesi olarak kabul edilmektedir. Kimlikler yeniden bi\u00e7imlendirilirken ya da yeni kimlikler in\u015fa edilirken, bu \u00f6geler ya yaratilir ya da yeniden tanzim edilir. Bunun en uygun ve etkili ara\u00e7lari tarih ve mitostur; \u00e7\u00fcnk\u00fc, kimli\u011fi kurmak ya da sa\u011flamla\u015ftirmak i\u00e7in ihtiya\u00e7 duyulan ge\u00e7mi\u015f \u00f6zellikle tarih ve mitos aracili\u011fiyla yaratilmakta, b\u00f6ylece toplulugun kim oldu\u011funa, nereden gelip nereye gidece\u011fine ili\u015fkin yanitlar\/kararlar verilmektedir. <!--more--> <\/p>\n<div align=\"justify\">Kriz d\u00f6nemlerinde dahi ge\u00e7mi\u015f yeniden yazilarak kimlik s\u00fcreklile\u015ftirilebilmektedir. Kertzer&rsquo;in, Duvar&rsquo;in yikili\u015findan sonra \u0130talyan Kom\u00fcnist Partisi&rsquo;nin ba\u015farili bir bi\u00e7imde ge\u00e7mi\u015fi yeniden in\u015fa edip politik s\u00fcreklili\u011fini korudu\u011funa ili\u015fkin g\u00f6zlemi, bu t\u00fcr bir \u00e7abanin partiler bir yana, aslinda daha k\u00fc\u00e7\u00fck gruplar i\u00e7in bile s\u00f6zkonusu olabilecegine i\u015farettir (bkz. Kertzer 1996). PKK eski genel sekreteri Abdullah \u00d6calan&rsquo;in hapsedilmesindan sonra, PKK&rsquo;de g\u00f6zlemlenen tarih ve mitoslarla yeniden oynama \u00e7abasi da bu t\u00fcr bir yeniden kimlikle\u015fme s\u00fcrecine tekab\u00fcl etmektedir. Bu degi\u015fim d\u00f6nemlerinde yalnizca tarih degil, mitoslar da yeni i\u00e7erikler kazanirlar. S\u00f6zgelimi, K\u00fcrtlerin modern zamanlardaki Demirci Kawa mitosunda g\u00f6zlemlendi\u011fi gibi, Afrika&rsquo;nin bazi b\u00f6lgelerinin demirci tanrisi Ogun, sonradan Brezilyali siyahlar i\u00e7in beyaz egemenligine karsi bir kar\u015fi koyu\u015fun fig\u00fcr\u00fc ve dolayisiyla siyah kimli\u011finin simgesel bir \u00f6gesi haline gelebilmi\u015ftir (Wachtel 1986: 217). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Benzer bir s\u00fcre\u00e7 T\u00fcrkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin kurulu\u015fundan sonra ger\u00e7ekle\u015fmistir. T\u00fcrk devleti kurulmu\u015f, ancak hen\u00fcz T\u00fcrk ulusu yaratilamami\u015fti. T\u00fcrk ulusal kimliginin yaratilmasi amaci do\u011frultusunda, tarihe ve mitoslara ihtiya\u00e7 vardi ve kuskusuz yeni rejim bu ihtiyaci kendi ideolojisine g\u00f6re kar\u015filayacakti. Ulusal kimlik i\u00e7in en \u00f6nemli \u00f6gelerin ba\u015finda gelen \u00fcnik bir siyasi mekanin varligi ve kimli\u011fe me\u015fruiyet kazandiracak otoktonluk duygusu i\u00e7in de yine tarihe ba\u015fvurulacakti. Kemalist rejim de bunu yapmi\u015f, Anadolu&rsquo;yu yalnizca ulusal bir mekan degil, ayni zamanda ve belki de ondan daha \u00e7ok tarihsel bir T\u00fcrk mekani olarak kurgulamaya \u00e7ali\u015fmi\u015fti. Osmanli d\u00f6nemi Cumhuriyet&rsquo;in ilanindan sonra bir bakima T\u00fcrkl\u00fck a\u00e7isindan bir negatif olarak in\u015fa edildiginden, Anadolu&rsquo;nun T\u00fcrkl\u00fckle uyumlu tarihi de Hitit ve Sel\u00e7uklu olmak \u00fczere iki ana tarihsel d\u00f6nemi temsil eden iki fig\u00fcr e\u015fli\u011finde yazilmi\u015fti. Tabii ki yakin tarih ve bu tarihin &lsquo;kahraman&rsquo;i sayilan Mustafa Kemal de unutulmayacak, ulusun babasi olarak &lsquo;anavatan&rsquo;in kurtaricisi ve koruyucusu olarak portrelendirilip \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc tarihsel d\u00f6nemi, Cumhuriyet d\u00f6nemini temsil edecekti. <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\"><strong>Antik Tarihte Anadolu ve Hititlerin T\u00fcrkl\u00fc\u011f\u00fc!<\/strong> <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">Bir ulusal mekan duygusu yaratabilmek i\u00e7in Kemalist tarihyaziciligi yalnizca yakin tarihi de\u011fil, antik tarihi de Anadolu&rsquo;nun \u00fcnikligi \u00fczerinden yazmi\u015ftir; bu ama\u00e7la onun her\u015feyden \u00f6nce &lsquo;<em>zamanda ve uzamda bir b\u00fct\u00fcn<\/em>&rsquo; olarak kurgulanmasi elzemdi. Fakat, antik tarih T\u00fcrk milliyet\u00e7i anlatisinin en zayif oldugu noktadir (1); \u00e7\u00fcnk\u00fc, T\u00fcrk milliyet\u00e7ilerinin \u015fiddete ve soykirima dayali olarak in\u015fa ettikleri bu siyasi mekanda (&lsquo;<em>Anadolu&rsquo;<\/em>) kendileriyle birlikte ya\u015fayan di\u011fer pek\u00e7ok halkla kiyaslandiklarinda, onlar otokton de\u011fillerdir. Bin yildan biraz daha eski bir tarihte onlar, modern d\u00f6nemde <em>Anadolu <\/em>adi altinda \u00e7alarak biraraya getirdikleri co\u011frafyalarda hen\u00fcz bulunmuyorlardi. \u0130\u015fte bu yabancilik duygusunun yikilmasi, sahte de olsa bir otoktonluk anlatisiyla m\u00fcmk\u00fcnd\u00fc. B\u00f6ylece, tarih T\u00fcrk milliyet\u00e7ilerinin bu kompleksine g\u00f6re kurgulanmaya mecbur kilindi. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Sonradan gelme kompleksini \u00f6rtmeye \u00e7ali\u015fan Kemalist tarih tezi, ilk etapta Anadolu&rsquo;nun ilk sakinleriyle akrabalik kurarak bu tarihsel sanciyi sakinle\u015ftirmek, yati\u015ftirmak istemi\u015fti. Hititler bu a\u00e7idan m\u00fckemmel bir fig\u00fcrd\u00fc ve onlarla ba\u015flangi\u00e7ta antropolojik akrabalik kurulmaya \u00e7ali\u015fildi. Hititlerle kurulan bu akrabalik Anadolu&rsquo;nun T\u00fcrk\u00e7\u00fc anlatisi i\u00e7in birka\u00e7 a\u00e7idan \u00f6nem ta\u015fiyordu. Her\u015feyden \u00f6nce, onlar yakin bir ge\u00e7mi\u015fte Elenler, Ermeniler ve K\u00fcrtler gibi bug\u00fcnk\u00fc rejim a\u00e7isindan herhangi bir sorun te\u015fkil etmiyorlardi. Bu nedenle, T\u00fcrk milliyet\u00e7ileri arasinda Anadolu&rsquo;nun mazisini, g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki rakiplere hi\u00e7bir \u015fey bor\u00e7lu olmadan anlatmanin en rahat yolu, Copeaux&rsquo;n\u00fcn da belirttigi gibi Hitit tarihiydi (Copeaux 1998: 311). T\u00fcrkleri bir i\u015fgalci ya da en hafifinden bir mirasyedi konumuna d\u00fc\u015f\u00fcren Elenler ise, bir\u00e7ok defa Anadolu&rsquo;da istilaci bir topluluk olarak lanse edilmi\u015f ve bu istilacilarin kar\u015fisina da kim olduklari a\u00e7iklanmayan, \u00f6rt\u00fck olarak T\u00fcrkl\u00fcge arka \u00e7ikan &lsquo;Anadolu topluluklari&rsquo; \u00e7ikarilmi\u015ftir (bkz. Ba\u015fdemir 1998). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Elenler ve Ermenilerin Hititler aracili\u011fiyla &lsquo;Anadolu&rsquo;nun antik tarihinden silinmi\u015f olmalarinin temel bir nedeni de, bir yarimada olarak Anadolu&rsquo;nun T\u00fcrk ulusal muhayyilesinde vatan addedilmeye ba\u015flamasiyla buradaki Ermeni ve Elen ulus\u00e7u hareketleri arasinda kurulan do\u011frudan ili\u015fkide bulunabilir (Poulton 1999: 80). Sonu\u00e7ta, Hitit fig\u00fcr\u00fc iki tarafli i\u015fliyor, bir yandan T\u00fcrklere otoktonluk sa\u011fliyor, \u00f6te yandan T\u00fcrkl\u00fck i\u00e7in sorunlu \u00f6zneleri (<em>Elenler, Ermeniler, K\u00fcrtler<\/em>) tarihten silmi\u015f oluyordu ki, bu <em>historiyografik etnik temizlik<\/em> olarak g\u00f6r\u00fclebilir. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Hititlerin T\u00fcrk milliyetci tarihyazicili\u011finda olasi bir ba\u015fka i\u015flevi daha vardi. O bir akraba olarak \u0130slam \u00f6ncesi T\u00fcrk d\u00f6nemini de hatirlatmanin fig\u00fcr\u00fc olarak kullanilabilirdi ki, bu ise yeni rejimin laikli\u011fini temsil etmesi demekti. \u00d6yle ki, Anthony Smith&rsquo;in yazdi\u011fina g\u00f6re; <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">&lsquo;Hititlerin kendileri ve Bogazk\u00f6y&rsquo;deki ba\u015fkentleri bile Batilila\u015fmi\u015f T\u00fcrklerin g\u00f6z\u00fcnde k\u00fclt\u00fcrel odak noktasinin Istanbul&rsquo;dan Ankara&rsquo;ya kaymasi i\u00e7in bir neden olarak ele alinmi\u015fti. B\u00f6ylece laik ve sinirlari belli olan bir T\u00fcrkiye&rsquo;den s\u00f6z etmek de daha kolay oluyordu.&rsquo; <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(Ersanli 2003: 216 dn. 39) <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">Hititlerin historiyografik T\u00fcrkle\u015ftirilmesi, kafatasi mukayesesinin yani sira, onlarin birer <em>k\u00f6yl\u00fc <\/em>olarak tasavvur edilmesi aracili\u011fiyla m\u00fcmk\u00fcn olmu\u015ftur. Farkli siyasal g\u00f6r\u00fc\u015flere mensup neredeyse b\u00fct\u00fcn Anadolucularin bu noktada hemfikir olmalari dikkat \u00e7ekicidir. \u0130leriki bir b\u00f6l\u00fcmde buna de\u011finece\u011fim; ancak, \u015funu burada kaydetmeliyim ki, bu tarihsel anlatida Hititler di\u015findaki tarihsel \u00f6znelerin ise, Anadolu k\u00f6ylerine ve k\u00f6yl\u00fc k\u00fclt\u00fcr\u00fcne n\u00fcfus edemedikleri savi da ayni \u00f6l\u00e7\u00fcde ilgin\u00e7tir. Nitekim, M. \u015eemseddin G\u00fcnaltay&rsquo;in <em>Anadolu<\/em> adli \u00e7ali\u015fmasi b\u00f6yle bir tarihsel tasvirle sona ermektedir: <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">&lsquo;&hellip; Demek gerek Yunanla\u015fma ve gerek Iranla\u015fma yalniz dil ve din itibariyle ve ancak b\u00fcy\u00fck \u015fehirlerde olmustu. K\u00f6ylerde k\u00fclt\u00fcrce oldugu gibi dilce de hic bir degi\u015fiklik vukua gelmemi\u015fti. Anadolu&rsquo;nun kendine mahsus eski medeniyet ve k\u00fclt\u00fcr\u00fc gibi, dilleri de bu k\u00f6ylerde ya\u015fiyordu. Anadolu k\u00f6yl\u00fclerinin Romalilar zamaninda, hatta k\u00fc\u00e7\u00fck Asya&rsquo;da hiristiyanligin ne\u015frinden sonra bile, eski dillerini konustuklari tarih\u00e7e bilinen bir hakikattir.&rsquo; <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(G\u00fcnaltay 1987: 364) <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\"><strong>&lsquo;Anadolu&rsquo;nun Fethi&rsquo; ya da \u0130ktidarin Mekansal Me\u015fruiyeti: <\/strong><\/div>\n<p><\/p>\n<h2 align=\"justify\">Sel\u00e7uklularin Geli\u015fi <\/h2>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">Rum Sel\u00e7uklulari hakkindaki \u00e7ali\u015fmasinin ba\u015flarinda, T\u00fcrkler i\u00e7in diyor Gordlevski, Sel\u00e7uklularin tarihi yalnizca <em>bilimsel <\/em>de\u011fil, ayni zamanda <em>ulusal<\/em> ve <em>siyasal <\/em>bir sorundur (Gordlevski 1988: 33). Gordlevski&rsquo;nin bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde ku\u015fkusuz bir isabet vardir; \u00e7\u00fcnk\u00fc, Sel\u00e7uklu tarihi de Hitit tarihi gibi T\u00fcrkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin siyasal ama\u00e7lari do\u015frultusunda kullanilmi\u015f, T\u00fcrk ulusal kimliginin temel payandalarindan birine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Sel\u00e7uklu tarihinin \u00f6nemli olu\u015funun, dahasi abartili\u015finin nedenlerinden biri, yeni Cumhuriyet&rsquo;in artik a\u00e7ik bir bi\u00e7imde kendi kar\u015fiti olarak tanimlami\u015f oldu\u011fu Osmanli&rsquo;yi tarihin &lsquo;<em>kara deligi<\/em>&rsquo;ne hapsetme arzusuydu. Dolayisiyla, Osmanli hanedaninca unutturulmaya \u00e7ali\u015fildi\u011fi kabul edilen Osmanli \u00f6ncesi T\u00fcrk tarihi hatirlanmali, Osmanli tarihi ise unutulmasa bile, bazi yanlariyla bir yozla\u015fma d\u00f6nemi olarak yeniden yazilmaliydi (2). Bu, yeni rejime siyasal bir me\u015fruiyet ba\u011fi\u015flayacakti. \u00d6yle ki, d\u00f6nemin ara\u015ftirmacilari nazarinda Osmanli tarihi Malazgirt ile Dumlupinar (1922) yengileri arasinda kaybolup gidiyor, Alparslan ve &lsquo;Atat\u00fcrk&rsquo; ise T\u00fcrkl\u00fcg\u00fcn kurucu babalari olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcyordu (de Groot 1991:101). Fakat, bunun da \u00f6tesinde bir nokta daha vardi ki, o b\u00fct\u00fcn bir ulusu ilgilendiriyordu. Ulusa vatan olarak se\u00e7ilen cografyalarin Anadolu adi altinda kesin bir bi\u00e7imde yekparele\u015ftirilmesi ve bunun da hi\u00e7 olmazsa binyillik bir tarihe baglanmasi Sel\u00e7uklularla m\u00fcmk\u00fcn oluyordu. B\u00f6ylece, Anadolu&rsquo;nun sahipli\u011fi daha kesin bir bi\u00e7imde Sel\u00e7uklu tarihine havale edilerek, bu siyasal mekanin yeni sahiplerine yine bir me\u015fruiyet kazandiriyordu. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Sel\u00e7uklu tarihi T\u00fcrk milliyet\u00e7ileri a\u00e7isindan \u00f6zellikle Malazgirt (<em>Man\u00e7ikert<\/em>) sava\u015fini ifade etmektedir. Malazgirt ise, T\u00fcrk\u00e7\u00fc muhayyilede T\u00fcrklerin Anadolu&rsquo;ya giri\u015f kapisi sayilir. Herhal\u00fckarda burada bir sorun oldugu g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. \u015e\u00f6yle ki; Malazgirt giri\u015f kapisi olarak varsayiliyorsa, daha ilk baki\u015fta Malazgirt&rsquo;in do\u011fusunda kalan, ancak bug\u00fcn resmi Anadolu \u015fablonunun i\u00e7inde yeralan yerleri nasil adlandirmak gerekiyor sorusu akla geliyor. Kemalizmin kitabinda ne b\u00f6yle bir soru, ne de bu sorunun yaniti vardir. Dahasi, bu tarih ba\u015fka kurmacalarla ve ba\u015fka sorunlarla doludur. Her\u015feyden \u00f6nce, Malazgirt&rsquo;in Anadolu&rsquo;ya ait olup olmadigi ve burada meydana gelen Bizans-Sel\u00e7uklu sava\u015finin Sel\u00e7uklular a\u00e7isindan bir fetih amaciyla ili\u015fkili olup olmadi\u011fi noktalari tarihsel a\u00e7idan sorunludur. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">\u00d6nce fetihten ba\u015flayabiliriz. Malazgirt sava\u015fi, T\u00fcrk tarih\u00e7ilerinin genel g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn aksine aslinda fetih ama\u00e7li bir sava\u015f degildi. Ya\u011fmaci g\u00f6\u00e7ebe T\u00fcrk boylarina Bizans&rsquo;in ileri topraklarinda geni\u015f alanlar a\u00e7arak onlarin geri d\u00f6nmelerini engellemeye y\u00f6nelik zorunlu bir sava\u015f idi. Alparslan&rsquo;dan \u00f6nce, Tugrul Bey tarafindan Bizans&rsquo;a kar\u015fi askeri sefer d\u00fczenlemekle g\u00f6revlendirilen \u0130brahim Yinal&rsquo;in Oguz boylarina s\u00f6yledikleri bunu g\u00f6sterir: <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">&lsquo;\u00dclkem sizin de oturmaniza yetecek kadar geni\u015f degildir. Bu nedenle dogrusu \u015fudur ki, Rum gazasina gidiniz; Tanri yolunda cihad yapiniz ve ganimet aliniz; ben de arkanizdan gelip size yardim edecegim.&rsquo; <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">Yukaridaki ifade Malazgirt i\u00e7in de ge\u00e7erliydi. Zira, Alparslan Bizans imparatoru Romanos Diogenes&rsquo;i tutsak aldigi halde, Bizans&rsquo;tan toprak talebinde bulunmami\u015f, yalnizca &lsquo;<em>100 dinar fidye, yilda 360 bin dinar vergi<\/em>&rsquo; ve &lsquo;<em>zaten m\u00fcsl\u00fcmanlara ait bulunan<\/em>&rsquo; kimi beldelerin Sel\u00e7uklulara devredildi\u011finin kabulu ile yetinmi\u015ftir. Dahasi, kimi tarih\u00e7ilere g\u00f6re Alparslan bu sava\u015f i\u00e7in \u00f6nceden bir hazirlik yapmami\u015f, sava\u015fa bir anlamda Romanos Diogenes&rsquo;in zorlamasi sonucu girmi\u015ftir. Romanos Diogenes&rsquo;in ordusunun s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmasi sonucu do\u011fuya do\u011fru gerileyen bu g\u00f6\u00e7ebe T\u00fcrk boylari, Alparslan&rsquo;in h\u00fck\u00fcmranlik sinirlarina dayanarak onu tedirgin etti\u011fi i\u00e7in sava\u015f ba\u015fg\u00f6stermi\u015ftir; yani, sava\u015f &lsquo;<em>T\u00fcrklerin Anadolu&rsquo;dan kovulmasi<\/em>&rsquo;ni engelemeye y\u00f6nelikti (bkz. Ceyhun 1993: 40-1). Lewis de benzer bir g\u00f6r\u00fc\u015ftedir. Ona g\u00f6re, &lsquo;<em>Anadolu&rsquo;nun fethi, aslinda Sel\u00e7uklu devletinin hi\u00e7bir belirgin niyetine ve tasarisina dayanmaksizin, gezici boylarin ve bir grup gazilerin ba\u015farisi olmu\u015ftur<\/em>.&rsquo; (Lewis 1975: 20). Kisacasi, Alparslan&rsquo;in ne &lsquo;Anadolu&rsquo;yu fethetme&rsquo;, ne de Bizans&rsquo;i yoketme gibi bir d\u00fc\u015f\u00fcncesi bulunuyordu (bkz. Bodmer 2001: 37). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">T\u00fcrk tarih\u00e7ilerinin Sel\u00e7uklularin Anadolu&rsquo;yu fethi olarak kaydettikleri olayin bir fetih olup olmadi\u011fi bir yana, T\u00fcrkler zaten bu tarihten \u00f6nce K\u00fc\u00e7\u00fck Asya yarimadasinin sinirlarina dayanmi\u015flardi. K\u00fc\u00e7\u00fck Asya&rsquo;da T\u00fcrk boylari Sel\u00e7uklulardan \u00e7ok daha \u00f6nce 8-10. yy&rsquo;lar arasinda boyg\u00f6stermi\u015flerdi (Gordlevski 1988: 37). George Schreiber olayi \u015f\u00f6yle tasvir eder: &lsquo;<em>Mogollarin \u00f6n\u00fcnden ka\u00e7an T\u00fcrk g\u00f6\u00e7ebe boylari K\u00fc\u00e7\u00fck Asya&rsquo;ya geldiler<\/em>.&rsquo; (Schreiber 1982: 14). B\u00f6yle olmakla birlikte, T\u00fcrklerin ya da ba\u015fkalarinin konu hakkindaki \u00e7ali\u015fmalarinda bu olay bir fetih, \u00fcstelik &lsquo;Anadolu&rsquo;nun fethi olarak sunulmaktadir. T\u00fcrkiye&rsquo;de yayimlanan <em>Sosyalizm ve Toplumsal Mucadeleler Ansiklopedisi<\/em>&rsquo;nde (C. 6, Istanbul, Ileti\u015fim: s. 1729) \u015f\u00f6yle yazilmistir: &lsquo;<em>Anadolu&rsquo;yu fethetmek i\u00e7in Sel\u00e7uklu Devleti bir tek meydan sava\u015fi verdi (Malazgirt, 1071)<\/em>&rsquo;. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Claude Cahen, bug\u00fcn Anadolu olarak adlandirilan yerin tarihsel topo\u011frafyasinin yeniden canlandirilmasinin g\u00fc\u00e7l\u00fc\u011f\u00fcne de\u011findikten ve &lsquo;<em>burada, bu olgunun yol actigi g\u00fc\u00e7l\u00fcklerin ayrintili bir a\u00e7iklamasini yapmamiza olanak yok, ama b\u00f6yle bir sorunun bulundugunu belirtmek zorundayiz<\/em>,&rsquo; dedikten sonra, \u015f\u00f6yle devam eder: &lsquo;<em>Anadolu&rsquo;nun T\u00fcrkler tarafindan fethedilmesi ve T\u00fcrkiye diye bir \u00fclke haline gelmesi, Avrupalilara her zaman kavranamayacak, kabul edilemeyecek ve biraz da hazmedilemeyecek bir durum olarak g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr<\/em>.&rsquo; (Cahen 1984: 78-9). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Olayin co\u011frafi olarak meydana geldigi yer, aslinda Anadolu degildir. Anadolu o d\u00f6nem \u00e7ok daha batidaydi ve bug\u00fcn T\u00fcrk devletince &lsquo;<em>\u0130\u00e7 Anadolu<\/em>&rsquo; olarak tanzim edilmi\u015f olan b\u00f6lgenin bir kismini kapsiyordu. Bu noktada, kisaca da olsa Anadolu teriminden ve refere ettigi co\u011frafyanin tarihsel i\u00e7erigine g\u00f6zatabiliriz. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">\u00d6nce terimin etimolojisiyle ba\u015flayalim. Bu ad (<em>Anatoli<\/em>) <em>Asya <\/em>adi gibi, Elence&rsquo;de &lsquo;do\u011fu&rsquo;, &lsquo;g\u00fcne\u015fin do\u011fdu\u011fu yer&rsquo; vb anlamlara gelmektedir. <em>Asya<\/em>, Asurca&rsquo;da y\u00fckselmek anlamina gelen <em>asu <\/em>ile ili\u015fkili olarak &lsquo;g\u00fcne\u015fin y\u00fckseldi\u011fi \u00fclke&rsquo; ya da k\u00f6ken olarak Sanskrit\u00e7e&rsquo;de \u015fafak anlamina gelen <em>u\u015fa<\/em> ile ili\u015fkilendirilmektedir (bkz. Room 1997: 37). Asya adi, Elenlerde Lidya, Efes bolgesi ve &lsquo;Asya&rsquo;nin Roma&rsquo;ya ait yerlerini tanimlamak i\u00e7in kullanilmi\u015fken, K\u00fc\u00e7\u00fck Asya ise ba\u015flangi\u00e7ta \u0130lyada&rsquo;da ge\u00e7tigi \u00fczere Gediz ovasini ifade ediyordu. <em>Anatoli<\/em> ise, 3. yy&rsquo;dan itibaren K\u00fc\u00e7\u00fck Asya&rsquo;yi tanimliyordu (Georgacas 1971: 40); ancak, K\u00fc\u00e7\u00fck Asya kavraminin i\u00e7eri\u011finin Anadolu gibi zamanla geni\u015flemi\u015f oldugu unutulmamalidir. Do\u011fulu toplumlar ise ayni yerler i\u00e7in daha \u00e7ok <em>Rum<\/em> adini kullanmi\u015flardi. Latince&rsquo;de bile bir zamanlar <em>Romania<\/em> adi K\u00fc\u00e7\u00fck Asya i\u00e7in kullanilmi\u015ftir. Bu nedenle, hernekadar bug\u00fcn ara\u015ftirmacilar arasinda Rum Sel\u00e7uklulari tabiri daha az kullaniliyor olsa da, merkezi Konya olan Sel\u00e7uklu hanedani o d\u00f6nem <em>Rum Sel\u00e7uklulari<\/em> olarak biliniyordu (3). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Bir siyasi b\u00f6lge olarak Anadolu ise, sanildiginin aksine Sel\u00e7uklu de\u011fil, Bizans patentli bir kavramdir. 7. yy&rsquo;da Bizans krali (<em>basileus<\/em>) Heraklius, h\u00fck\u00fcmranligindaki topraklari <em>thema <\/em>denilen idari b\u00f6lgelere ayirdi\u011finda, Konstantiniopolis&rsquo;e g\u00f6re do\u011fuda kalan b\u00f6lgeye de <em>thema Anatolicon<\/em> adi verilmi\u015f olup, bu b\u00f6lge bug\u00fcn &lsquo;\u0130\u00e7 Anadolu&rsquo; da denilen b\u00f6lgenin batisindaki topraklarin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc i\u00e7eriyordu. VII. Konstantinos Porphyfogenetos d\u00f6neminde (912-959) ise, bug\u00fcnku Eski\u015fehir civarindan ba\u015flayip g\u00fcneyde Bati Toroslara ve Konya&rsquo;ya dek uzaniyordu (Tuncel 1991: 107). Dolayisiyla, Sel\u00e7uklularin meydan sava\u015fi verdigi yer Anadolu sinirlari i\u00e7inde de\u011fildi. Kaldi ki, Kanuni S\u00fcleyman devrinde bile tesis edilen Anadolu eyaleti de, kismen eski <em>thema Anatolicon<\/em>&rsquo;a tekab\u00fcl etmekle birlikte, ondan daha geni\u015f bir alani kapsamaktaydi (Darkot 1965: 429). Bu baglamda, Romanos Diogenes&rsquo;in \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra kisa bir zaman i\u00e7in tahta ge\u00e7en VII. Mikhael Parapinakes&rsquo;in sonunda kralliktan \u00e7ekilmeye zorlanmasi \u00fczerine, yerine <em>Anatolikon themasi<\/em> strategosu III. Nikephor Botaneiates&rsquo;in ge\u00e7mi\u015f olmasi, T\u00fcrk tezini yine alabora etmektedir. O halde, T\u00fcrk resmi ideolojisinin &lsquo;Anadolu&rsquo;nun fethi&rsquo; olarak lanse ettigi bu olay, co\u011frafi olarak da yeniden de\u011ferlendirilebilir (4). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Malazgirt sava\u015fiyla Sel\u00e7uklularin hangi co\u011frafyayi ya da \u00fclkeyi ele ge\u00e7irdi\u011fi konusunda yaygin olan anlayis Anadolu&rsquo;da d\u00fc\u011f\u00fcmlenmektedir; ancak, farkli g\u00f6r\u00fc\u015fler de yok degil. S\u00f6zkonusu co\u011frafya yine de pek\u00e7ok kaynakta farkli ge\u00e7mektedir. Kimisinde <em>Anadolu<\/em> ya da <em>K\u00fc\u00e7\u00fck Asya<\/em>, kimisinde <em>Ermenistan<\/em>, kimisinde <em>K\u00fcrdistan<\/em>, kimisinde ise <em>Mervani topragi <\/em>&hellip; Yani, ortada a\u00e7ikli\u011fa kavu\u015fturulmami\u015f bir sorun vardir ve bu sorun derinlikli irdelendiginde, tarihyaziciligi metodolojisi bakimindan kaydedilmesi gereken kimi \u00f6nemli notlar \u00e7ikarilabilir. Buna gelmeden \u00f6nce, bu farkli savlari anmak ve \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">\u00d6nce T\u00fcrk resmi tarih tezine bakalim. Birinci Anadolucu akimdan olan ve harekete siyasal, ideolojik bir i\u00e7erik kazandirmaya \u00e7ali\u015fti\u011fi s\u00f6ylenen M\u00fckrimin Halil (Yinan\u00e7) bu alanda \u00f6nc\u00fcl\u00fck ediyor ve 1934 yilinda bilindi\u00e7i kadariyla T\u00fcrkiye&rsquo;de ilk defa Sel\u00e7uklu tarihini kaleme almi\u015f oldugu <em>T\u00fcrkiye Tarihi Sel\u00e7uklu Devri<\/em> (I) adli kitabini yayimliyor. Kitabin alt ba\u015fligi &lsquo;Anadolu&rsquo;nun Fethi&rsquo;dir. M\u00fckrimin Halil T\u00fcrklerin Anadolu&rsquo;daki tarihlerini i\u015fte bu olayla ba\u015flatmaktadir. Daha bu kitabi yayimlanmadan \u00e7ok \u00f6nce, <em>Anadolu<\/em> mecmuasinda yayimlanan &lsquo;Milli Tarihimizin Mevzuu Meselesi&rsquo; adli makalesinde \u015f\u00f6yle yazmaktaydi: <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">&lsquo;Bu tarihin ba\u015flangici T\u00fcrklerin Anadolu&rsquo;ya geli\u015fiyle a\u00e7ilir. T\u00fcrklerin ne zaman Anadolu&rsquo;ya geldikleri meselesi uzun m\u00fcnaka\u015falara yol a\u00e7mi\u015ftir. Bazi tarih\u00e7iler Anadolu&rsquo;da ya\u015fayan eski kavimlerinden bir ka\u00e7inin T\u00fcrklerle irk\u00e7a akrabaliklari oldugu kanisina varmi\u015flar ve tarih kar\u015fisina en \u00f6nce \u00e7ikan kavimlerden biri olup, Anadolu&rsquo;nun en eski kavimlerinden olan Hitit&rsquo;lerin Oral-Altay kavimlerinden ve germen&rsquo;lerin bir kolu oldugunu sanmi\u015flardir. Bug\u00fcn Hititlerin Hint kavimlerinden biri oldugu tahakkuk etmi\u015ftir. (&hellip;) <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Romalilar zamaninda T\u00fcrk kavmine mensup bazi kavimler ezc\u00fcmle Hunlar, Kumanlar, Pecenekler, Hazerler, Anadolu&rsquo;ya akinlar ve muhaceretler yapmi\u015flardir. Bunlarin bir kismi \u015farktan, bir kismi da batidan Anadolu&rsquo;ya gelmi\u015flerdir, fakat ya\u015fayamamislar ya da geldikleri gibi s\u00fcratle geri \u00e7ekilmi\u015fler yahutta Anadolu sekenesi i\u00e7ine kari\u015farak kavmi benliklerini kaybetmi\u015flerdir. (&hellip;) <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Anadolu&rsquo;yu fethedip orayi vatan yapanlar, g\u00f6\u00e7ebe halinde gelerek \u015fehirler ve k\u00f6yler kurdular, T\u00fcrklerin T\u00fcrkmen koluna mensup uluslar ve boylar, kisa bir tabirler Anadolu halki Oguz T\u00fcrk\u00fc, diger tabirle T\u00fcrkmenlerdir.&rsquo; (Oktay 1975: 39) <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">B\u00f6ylece, M\u00fckrimin Halil daha o tarihlerde (1924-25) Anadolu&rsquo;nun T\u00fcrkmenler tarafindan fethedildi\u011fini savunuyordu. \u00c7ali\u015fmalarini daha \u00e7ok Sel\u00e7uklu d\u00f6nemiyle sinirlandirmi\u015f olan Osman Turan, \u0130brahim Kafesoglu, Yilmaz \u00d6ztuna ve Mehmet Altay K\u00f6ymen gibi T\u00fcrk tarih\u00e7ileri de ayni yolu takip etmi\u015flerdir. Zamanla bu tarihin bir de kendine \u00f6zg\u00fc bir metaforu olu\u015fmu\u015ftur ki, bu <em>kapi<\/em>dan ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir. Nasil ki, T\u00fcrk milliyet\u00e7ileri bir yurt bilinci yaratabilme yolunda batida <em>k\u00f6pr\u00fc <\/em>metaforunu kullandilarsa, buna benzer olarak do\u011fuda da bir ba\u015fka metafora sarildilar. K\u00f6pr\u00fc uygarliklarin temas noktasi ve bir bakima bir merkez iken, kapi ise T\u00fcrklerin geli\u015fini ve kendilerine &lsquo;yurt&rsquo; kapisini a\u00e7malarini anlatmaktadir. Bu metafor bir bi\u00e7imde kollektif zihniyette Anadolu illustrasyonunu bir ev olarak hakikile\u015ftirmektedir. Anadolu di\u011fer etnik gruplarin s\u00f6yleminde ise, yine kapidir, ancak bu kez &lsquo;<em>kavimler kapisi<\/em>&rsquo;dir. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">T\u00fcrk egemen zihniyeti, T\u00fcrklerin Malazgirt sava\u015fiyla birlikte kendilerine Anadolu&rsquo;nun kapilarini a\u00e7mi\u015f oldu\u011fu kanisindadir. Kapi metaforu kullanildigi zaman, <em>fethetmek<\/em> fiili d\u00fc\u015fmekte ve do\u011fal olarak <em>a\u00e7mak<\/em> fiili ge\u00e7mektedir. \u0130lgin\u00e7tir, \u0130brahim Kafeso\u011flu b\u00f6yle bir tercihte bulundu\u011fu i\u00e7in, bir ba\u015fka T\u00fcrk tarih\u00e7isi tarafindan ele\u015ftirilmi\u015f ve &lsquo;<em>M<\/em>.<em> H<\/em>.<em> Yinanc&rsquo;in da sevdigi bir kelime olmasina ragmen<\/em>&rsquo; a\u00e7mak fiili &lsquo;<em>sevimsiz<\/em>&rsquo; bulunmu\u015ftur (K\u00f6ymen 1953: 566) (5). Ancak, belki de bazen daha &lsquo;sevimsiz&rsquo; s\u00f6zc\u00fckler kullanilmi\u015ftir. S\u00f6zgelimi, bir tarih\u00e7i &lsquo;<em>bu zafer b\u00fct\u00fcn Anadolu&rsquo;yu T\u00fcrklere a\u00e7ik hale getirmi\u015ftir<\/em>,&rsquo; derken, bir ba\u015fkasi ise \u015f\u00f6yle yazar: &lsquo;<em>Bu zafer nasil Anadolu&rsquo;nun T\u00fcrklere a\u00e7ilmasina sebep olmu\u015f ise<\/em>,&hellip;&rsquo; (\u00d6ner 1976: 220; Turan 1965: 133). Ayni fiili (<em>a\u00e7mak<\/em>) pek tabiidir ki Batili tarih\u00e7iler de kullanirlar. Sel\u00e7uklular d\u00f6nemiyle ilgili kapsamli \u00e7ali\u015fmalarindan birine imza atmi\u015f olan Speros Vryonis, &lsquo;<em>1071&rsquo;de Bizans ordularinin yenilgisiyle Anadolu T\u00fcrklere a\u00e7ildi<\/em>,&rsquo; der (Vryonis 1971: 103). T\u00fcrk\u00e7e kar\u015filiginda ayni asmantik i\u00e7eri\u011fi ta\u015fimamakla birlikte, Arap\u00e7a k\u00f6kenli <em>feth<\/em> s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc a\u00e7mak anlamina gelmektedir; <em>f\u00fctuh<\/em> ise d\u00fcz anlamiyla a\u00e7ili\u015f demektir (bkz. Lewis 1997: 111-2). Kur&rsquo;an&rsquo;in a\u00e7ili\u015f s\u00fcresinin adi <em>Fatiha<\/em> olup, ayni k\u00f6kten t\u00fcremi\u015ftir. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Anadolu kavramini T\u00fcrk\u00e7\u00fc i\u00e7eri\u011fiyle kavrayan pek\u00e7ok Batili ara\u015ftirmaci da, yazik ki ger\u00e7eklikten uzak benzer yorumlarda bulunmu\u015flardir. Charles Diehl, <em>Byzantium<\/em> adli yapitinda, Sel\u00e7uklularin \u00fc\u00e7 \u00f6nemli insani &ndash;Tugrul Bey, Alparslan, Melik \u015eah&rsquo;i- izleyerek, zamanla kendilerini &lsquo;<em>b\u00fct\u00fcn Anadolu<\/em>&rsquo;nun efendileri haline getirdiklerini s\u00f6ylerken, Davison T\u00fcrklerin Malazgirt yengisinden s\u00f6zederken, Malazgirt&rsquo;in &lsquo;Do\u011fu Anadolu&rsquo;da oldugunu belirtme gere\u011fi duymu\u015ftur (Diehl 1957: 208; Davison 1990: 3). Carole Hillenbrand ise, 1071&rsquo;den sonra T\u00fcrk g\u00f6\u00e7ebelerin a\u015famali olarak Anadolu&rsquo;ya yerle\u015fti\u011finden, &lsquo;Orta ve Do\u011fu Anadolu&rsquo;da ise Rum Sel\u00e7uklu Sultanligi&rsquo;nin kuruldu\u011fundan s\u00f6zetmektedir (Hillebrand 1991: 242). Kaegi ise, bir makalesinde Bizans tarih\u00e7ilerinin en \u00f6nemli g\u00f6revlerinden birinin, Bizans&rsquo;in 11. yy&rsquo;in ikinci yarisinda Anadolu&rsquo;yu Sel\u00e7uklu T\u00fcrklerine yitirmelerini a\u00e7iklamak oldu\u011funu savunup, yine bu hatti takip eder (bkz. Kaegi 1964). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Batili bazi ara\u015ftirmacilar ise, Malazgirt&rsquo;in Ermenistan (<em>Armenia<\/em>) themasinda oldugunu vurgularlar. Bunlardan Warren Treadgold, yakin zamanda yayimlanan <em>Bizans Tarihi<\/em> (1997) adli \u00e7ali\u015fmasinda, Romanus&rsquo;un T\u00fcrkleri ya Ermenistan&rsquo;da ya da Anadolu&rsquo;da durdurmak zorunda oldu\u011funu, bazi komutanlarinin ise, zaten harap edilmi\u015f Ermenistan themasini birakip Anadolu topraklari \u00fczerinde g\u00fc\u00e7 toplamak gerekti\u011fini savunduklarini yazmi\u015ftir (Treadgold 1997: 602-3). Bizans tarihi ve uygarligi \u00fczerine yaptigi \u00e7ali\u015fmalarla taninan Steven Runciman, bir \u00e7ali\u015fmasinda Romanus&rsquo;un ordusuna yeniden bir d\u00fczen vererek, ancak 1071&rsquo;de Sel\u00e7uklularin Ermenistan&rsquo;daki b\u00fcy\u00fck \u00fc\u015f\u00fc\u015fmesiyle bulu\u015fmaya gitti\u011fini yazar (Runciman 1975: 51-2). Anadolu&rsquo;ya da atifta bulunan Cahen&rsquo;e g\u00f6re, Sel\u00e7uklularin saldirisina u\u011frayan bu co\u011frafya Bizans Ermenistani idi (Cahen 1984: 41, 84). Cahen, <em>\u0130slam Ansiklopedisi<\/em>&rsquo;nin \u0130ngilizce yenilenmi\u015f baskisinda yeralan &lsquo;Arminiya&rsquo; ba\u015flikli incelemesinde ise, 1071&rsquo;den sonra T\u00fcrkmenlerin Ermenistan, Kappadokya ve K\u00fc\u00e7\u00fck Asya&rsquo;nin hemen her yerine yerle\u015ftiklerinden s\u00f6zetmektedir (Cahen 1960: 639). Clot da Cahen gibi d\u00fc\u015f\u00fcnmektedir. Ona g\u00f6re, Malazgirt sava\u015findan sonra Ermenistan ve Kappadokya ile K\u00fc\u00e7\u00fck Asya&rsquo;nin do\u011fusu T\u00fcrklere a\u00e7ilmi\u015fti (Clot 1994: 393). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Ermeni ara\u015ftirmacilardan Garo Sasuni, &lsquo;<em>Malazgirt&rsquo;te Bizanslilarin yenilgisinden sonra Ermenistan Alparslan&rsquo;in idaresi altina girdi<\/em>,&rsquo; diye yazmaktadir (Sasuni 1986: 15). Kamuran G\u00fcr\u00fcn, T\u00fcrk devletinin Ermeni soykirimi hakkindaki siyasal g\u00f6r\u00fc\u015flerini savunan \u00e7ali\u015fmasinda, \u015fa\u015filacak \u00f6l\u00e7\u00fcde \u015fu yorumda bulunmu\u015ftur: <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">&lsquo;Nihayet 26 Agustos 1071&rsquo;de Malazgirt Sava\u015finda Romain Diogene&rsquo;in ma\u011flup ve esir olmasi ile <em>b\u00fct\u00fcn Ermenistan b\u00f6lgesi<\/em> Sel\u00e7uklularin eline ge\u00e7erken <em>Anadolu kapilari da nihai ve m\u00fcdafaasiz \u015fekilde O\u011fuz T\u00fcrklerine a\u00e7iliyordu<\/em>.&rsquo; <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(G\u00fcr\u00fcn 1988: 35) (abc) <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">K\u00fcrdolojinin \u00fcnl\u00fc simalarindan Minorsky ise, \u0130mparator Romanos&rsquo;un (IV) Malazgirt&rsquo;te yenilmesiyle &lsquo;<em>b\u00fct\u00fcn Ermenistan<\/em>&rsquo;in Alparslan&rsquo;in eline ge\u00e7tigini yazmi\u015ftir. Oysa, K\u00fcrdolojinin g\u00fcn\u00fcm\u00fczde \u00f6nde gelen isimlerinden Martin van Bruinessen, Minorsky&rsquo;nin aksine \u015f\u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcnmektedir: &lsquo;1071&rsquo;de Sel\u00e7uklu sultani Alparslan, Bizans imparatoru IV. Romanius&rsquo;u Malazgirt yakinlarinda kesin bir \u015fekilde yendi &ndash;<em>Merwani topra\u011finda<\/em>-&rsquo; (Minorsky 1981: 454; van Bruinessen ty: 167) (ab\u00e7). <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere konu tarihyazicili\u011fi a\u00e7isindan temel bir sorunun tarti\u015filmasina zemin hazirlamaktadir. Buna deginmeden \u00f6nce, eski tarih\u00e7iler arasinda da bu t\u00fcr g\u00f6r\u00fc\u015f farkliliklarinin varli\u011findan s\u00f6zetmek gerekiyor ki, her zaman a\u00e7ik olmasa da bu farkliliklar tarih\u00e7ilerin siyasal ve k\u00fclt\u00fcrel referanslariyla ba\u011flantilidir. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">\u0130bn\u00fc&rsquo;l-Adim (1192-1262) <em>Bugyetu&rsquo;t taleb fi Tarih-i Haleb<\/em>&rsquo;de, Sel\u00e7uklularin y\u00f6neldi\u011fi yerin <em>Ermeniyye <\/em>oldugunu a\u00e7iklar: <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">&lsquo;Sultan <em>Irak<\/em> yoluyla <em>Ermeniyye<\/em>&rsquo;ye y\u00f6neldi. Bu y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f sirasinda Sultan, kendisine ayak uydurabilenlerle birlikte s\u00fcr&rsquo;atle hareket ederek <em>Ermeniyye<\/em>&rsquo;ye eri\u015fti ve buyru\u011fundaki 13 bin askeri tefti\u015f ettikten sonra, <em>Ahlat yakininda Bizans ordusuyla kar\u015fila\u015fti <\/em>(&hellip;) Y\u00fcce Tanri, Sultan&rsquo;i Bizans ordusuna galip getirdi.&rsquo; <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(S\u00fcmer-Sevim 1988: 47) (abc) <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">Re\u015fid\u00fc&rsquo;d-din (1248-1318) ise, s\u00f6zl\u00fc anlatimlardan olu\u015fturdu\u011fu belirtilen <em>Camiu&rsquo;t-tevarih<\/em>&rsquo;te, &lsquo;<em>Sultan Anadolu&rsquo;da Erzincan y\u00f6resinde olan Malazgirt&rsquo;ten, Ahlat ve Azerbaycan&rsquo;a d\u00f6nd\u00fc<\/em>,&rsquo; diye yazmaktadir (S\u00fcmer-Sevim 1988: 64). \u0130bn\u00fc&rsquo;l Ezrak ise, yazdigi Mervani tarihinde T\u00fcrklerin Malazgirt yengisi sonrasinda, Ahlat ve Malazgirt&rsquo;in &lsquo;Mervani Devleti&rsquo;nin elinden \u00e7ikti\u011fini s\u00f6yler (\u0130bn\u00fc&rsquo;l Ezrak 1989: 177-8). Faruk S\u00fcmer ile Ali Sevim&rsquo;in birlikte hazirlami\u015f olduklari <em>\u0130slam Kaynaklarina G\u00f6re Malazgirt Sava\u015fi <\/em>adli yapitin Giri\u015f b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde, \u0130bn\u00fc&rsquo;l Ezrak&rsquo;in sava\u015fin hangi ayda meydana geldi\u011fini ve imparatorun tutsak alindigini bile bilmedi\u011fi ifade edildikten sonra, &lsquo;<em>bundan ba\u015fka Ahlat&rsquo;in ve hatta Malazgirt&rsquo;in bu sava\u015f sonunda Mervan-ogullari&rsquo;nin elinden \u00e7iktigini saniyor<\/em>,&rsquo; denilerek, Malazgirt&rsquo;in o d\u00f6nem Merwani topraklari i\u00e7inde oldu\u011fu dolayli da olsa kabul edilmi\u015f oluyor (S\u00fcmer-Sevim 1988: X). Tugrul Bey&rsquo;in, Oguz akinlari karsisinda kendisine \u015fikayetini ileten Merwani emiri Nasruddevle&rsquo;ye, &lsquo;&hellip;<em>onlara mal verip kafirlere karsi kendilerinden faydalanmalisin. Zira onlarin maksatlari Ermeni beldeleridir<\/em>,&rsquo; \u015feklindeki yanitiyla, amacinin ayni zamanda &lsquo;Mervani \u00fclkesi&rsquo;ni himaye etmek oldu\u011funu savunan Osman Turan da, g\u00f6r\u00fcld\u00fcg\u00fc kadariyla &lsquo;Mervani \u00fclkesi&rsquo;nden haberdardir (Turan 1965: 68). Bir ba\u015fka T\u00fcrk\u00e7\u00fc, emekli istihbarat albayi Nazmi Sevgen ise, &lsquo;<em>Mervanli topraklarinin tamami<\/em>&rsquo;nin 1085&rsquo;den itibaren Sel\u00e7uklu komutani Cahiroglu Fahruddevle tarafindan zaptedildi\u011fini belirtmektedir (Sevgen 1982: 17). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Malazgirt&rsquo;in o d\u00f6nem hangi co\u011frafyada yeraldi\u011fina dair savlar bununla sona ermi\u015f de\u011fil. Bunlara, K\u00fcrt arastirmacilari arasinda yaygin olan K\u00fcrdistan savini eklemek gerekecek. Nitekim, Hasan Y\u0131ld\u0131z &lsquo;<em>ilk M\u00fcsl\u00fcman Oguz boylari K\u00fcrdistan&rsquo;da Bizans egemenliginin bulundugu alanlara y\u00f6neldi<\/em>,&rsquo; diye yazmaktadir. Bu d\u00fc\u015f\u00fcnceye parallel d\u00fc\u015f\u00fcnen \u0130smail Be\u015fik\u00e7i ise, &lsquo;<em>K\u00fcrtler ve K\u00fcrdistan i\u00e7in \u00e7ok \u00f6nemli olan ba\u015fka bir tarihsel d\u00f6n\u00fcm noktasi, Oguz T\u00fcrklerinin, Orta Asya&rsquo;dan Horasan ve \u0130ran yoluyla K\u00fcrdistan&rsquo;a ve Anadolu&rsquo;ya gelmi\u015f olmalaridir<\/em>,&rsquo; demektedir (Y\u0131ld\u0131z 1991: 30; Be\u015fik\u00e7i 1990: 142). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Kestirmeden s\u00f6ylerasm, s\u00f6zkonusu yer ne <em>Anadolu<\/em>, ne de <em>K\u00fcrdistan<\/em>&rsquo;dir. Hen\u00fcz K\u00fcrdistan adi bilinmemektedir; bu isim hen\u00fcz icad edilmemistir. B\u00f6yle olmakla birlikte, Malazgirt o d\u00f6nem K\u00fcrt Merwani topraklari i\u00e7indedir. Peki ama, burasi ger\u00e7ekten de Merwani topra\u011fi midir? Eger tarih\u00e7iler bu gibi co\u011frafi konularda siyaseti referans aliyorlarsa, sorunlu da olsa bunu bazi bakimlardan olumlamak zorundayiz. S\u00f6zgelimi, Bizans imparatorlu\u011fu egemenlik alanlarini geni\u015fletti\u011finde, tarih\u00e7iler bu yeni katilan topraklari &lsquo;<em>Bizans topra\u011fi<\/em>&rsquo; olarak g\u00f6r\u00fcyorsa, ayni durum burada da ge\u00e7erlidir. Osmanlilar i\u00e7in de bu b\u00f6yle, \u00c7arlik Rusyasi i\u00e7in de. D\u00f6n\u00fcp dola\u015fip Jean Jacques Rousseau&rsquo;ya geliyoruz; hani \u015fu etrafi \u00e7itle \u00e7evrilen toprak meselesine. Kim bir toprak par\u00e7asinin etrafini \u00e7evirip &lsquo;<em>bu bana aittir<\/em>!&rsquo; diyor ve buna inanacak kadar saf insanlar buluyorsa, orasi onun sayiliyor ve muhtemelen onun adiyla aniliyor. Bunu ba\u015faramayanlar ise, \u00fczerinde ya\u015fadiklari co\u011frafyanin &lsquo;<em>en eski sakinleri<\/em>&rsquo; de olsalar, sayisal olarak \u00e7ogunluk da olsalar, kendilerinin olan co\u011frafya pek nadiren onlarin sayiliyor ve yine onlara aidiyeti belirten adlarla nadiren niteleniyor. O halde, &lsquo;<em>Merwani topra\u011fi<\/em>&rsquo; denilen yer de, aslinda ba\u015fkalarina ait olsa bile (6), -ki bu da ge\u00e7mi\u015fe do\u011fru yapilan her yolculukta tarti\u015fma konusu olacaktir- tarihe bu adla da ge\u00e7ebilecektir; \u00e7\u00fcnk\u00fc, tarih daha \u00e7ok siyasal referanslara ve yani sira bug\u00fcnk\u00fc siyasal m\u00fccadeleye baglidir. Eger bug\u00fcn bir K\u00fcrt devleti mevcut olsaydi, tarihyaziciligindaki bu meselede &lsquo;Merwani tezi&rsquo; genel bir kabul g\u00f6rebilirdi. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Bir sorun olarak tanimlami\u015f oldugum bu durumun negatif etkisini kirabilmek ve ger\u00e7ekli\u011fi b\u00fct\u00fcnl\u00fckl\u00fc olarak kavrayabilmek i\u00e7in, vatan kavramini yalnizca siyasetle ve \u00f6zellikle de iktidarla a\u00e7iklanmamak gerekir; \u00e7\u00fcnk\u00fc, egemen siyasetin \u00e7evirdigi sinirlarin i\u00e7inde ba\u015fka k\u00fclt\u00fcrel ve siyasal co\u011frafyalar yutulmu\u015f olabilir. Bu nedenle, s\u00f6zkonusu egemen siyasal otoritelerin yuttu\u011fu diger co\u011frafyalarin demografik yapisi ile bu yapinin s\u00fcrekliligi gibi unsurlar dikkate alinmalidir. B\u00f6ylece, ezilen halklarin ve topraklarinin kayiplara kari\u015fmamasi i\u00e7in demografik, k\u00fclt\u00fcrel, tarihsel ve siyasal referanslari birlikte dikkate almak gerekir. Bu \u00f6l\u00e7\u00fctle konuyu yeniden degerlendirirsek, Malazgirt o d\u00f6nem <em>siyasal (egemenlik) olarak<\/em> &lsquo;Merwani topra\u011fi&rsquo;, <em>tarihsel ve k\u00fclt\u00fcrel olarak<\/em> ise hala Ermenistan&rsquo;in bir par\u00e7asiydi demek m\u00fcmk\u00fcn olabilir (7). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Sonu\u00e7 olarak, Sel\u00e7uklu tarihi ve Malazgirt sava\u015fi ba\u015fta T\u00fcrk tarih\u00e7ileri olmak \u00fczere pek\u00e7ok arastirmaci tarafindan modern T\u00fcrk siyasal mekani \u00fczerinden (&lsquo;Anadolu&rsquo;) yorumlanmi\u015f ve b\u00f6ylece, tarihsel ger\u00e7eklik yine ulus tarihinin anakronizmine kurban edilmi\u015ftir. 20. yy&rsquo;da T\u00fcrk milliyet\u00e7i siyasetinin hapsetti\u011fi co\u011frafyalar \u00e7ok eski zamanlarda dahi bir mekan b\u00fct\u00fcnl\u00fcg\u00fc kurgusu i\u00e7inde bug\u00fcne ta\u015finmaktadirlar. B\u00f6ylece bug\u00fcn, d\u00fcn\u00fc kendi kavram ve arzusu do\u011frultusunda anlamlandirarak kendisini varetmektedir. Ve bu varolu\u015f ise, ba\u015fkalarinin b\u00fct\u00fcn benlikleriyle yokolu\u015flari \u00fczerinde \u015fekillenmektedir. <\/div>\n<p><\/p>\n<h1 align=\"justify\">Anadolu&rsquo;da Bir Rumeli \u00c7ocu\u011fu: Mustafa Kemal <\/h1>\n<p align=\"justify\">\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">Anadolu kavrami Cumhuriyet&rsquo;in ilaniyla birlikte bir T\u00fcrk ulusu yaratabilmek yolunda Kemalist rejim tarafindan sistematik olarak kullanilmaya ba\u015flami\u015ftir. T\u00fcrk\u00e7\u00fc klikler arasindaki iktidar m\u00fccadeleleri zamanla rayina oturup, Mustafa Kemal ulusun babasi olarak kendisini konumlandirinca, Anadolu ve Mustafa Kemal adlari tek yumurta ikizleri gibi daha aktif hale gelerek her yeri birlikte i\u015fgal etmi\u015flerdi. Bazi m\u00fccadele arkada\u015flari ho\u015f kar\u015filamasa da, o artik gazete s\u00fctunlarindan tarihyaziciligina dek her yerde &lsquo;<em>vatan kurtaran<\/em>&rsquo; Mustafa Kemal&rsquo;di. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">O \u0130stanbul&rsquo;dan bir gemiyle hareket ederek 19 Mayis 1919&rsquo;da &lsquo;<em>Anadolu&rsquo;ya \u00e7ikmis<\/em>&rsquo; ve &lsquo;vatan&rsquo;in selameti i\u00e7in \u00e7ali\u015fmi\u015ftir! Kemalistlerce b\u00f6yle mitoslastirilan sari sa\u00e7li, mavi g\u00f6zl\u00fc Mustafa Kemal, sonu\u00e7ta Anadolu&rsquo;nun bir anlamda partneri haline d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc. Kemalist historiyografi ba\u015findan itibaren <em>Anadolu-Osmanli<\/em> (Ankara-Istanbul) &lsquo;<em>\u00e7eli\u015fkisi<\/em>&rsquo;ni temel alip, bu se\u00e7i\u015f \u00fczerinden bir &lsquo;<em>kurtulu\u015f tarihi<\/em>&rsquo; yazdi\u011findan, bu en \u00e7ok Mustafa Kemal&rsquo;in ulusal portresine yarami\u015ftir; \u00e7\u00fcnk\u00fc, bu tarihe g\u00f6re O, bir yandan \u0130ngiliz emperyalizmine, diger yandan ise onun kuklasi olan Osmanli hanedanina karsi Anadolu&rsquo;nun yoksul k\u00f6yl\u00fcleriyle birlikte ba\u011fimsizlik i\u00e7in m\u00fccadele etmi\u015ftir. Bu, senaryoda yalnizca bir ulusun kurtulusu olarak ge\u00e7miyor, ayni zamanda bir devrim sayiliyordu. Nitekim, Kemalist jargonda &lsquo;<em>Anadolu devrimi<\/em>&rsquo; ya da &lsquo;<em>Anadolu ihtilali<\/em>&rsquo; deyimiyle Mustafa Kemal&rsquo;in emperyalizme ve gerici hanedana karsi ba\u015farisi kastedilmektedir (8). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Aslinda daha Cumhuriyet ilan edilmeden Mustafa Kemal ile Anadolu adlari yanyana gelmi\u015fti. Bunu, Ankara&rsquo;nin vilayetler tanzim edilmeden \u00f6nce Anadolu eyaletinin bir d\u00f6nem merkezi olmasiyla ili\u015fkilendirmek m\u00fcmk\u00fcn olabilir. Ankara&rsquo;da Nisan 1920&rsquo;de kurulan B\u00fcy\u00fck Millet Meclisi&rsquo;nin ba\u015finda herhangi bir co\u011frafi isim bulunmuyor olmakla birlikte, s\u00f6zgelimi Enver Pa\u015fa&rsquo;nin 16 Temmuz 1921&rsquo;de Mustafa Kemal&rsquo;e Moskova&rsquo;dan yazmi\u015f oldu\u011fu mektubuna, &lsquo;<em>Anadolu B\u00fcy\u00fck Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Pasa&rsquo;ya<\/em>&rsquo; diye ba\u015flamasi \u00f6nemlidir. Yine Enver&rsquo;in ayni mektubunda Mustafa Kemal&rsquo;e &lsquo;<em>senin ba\u015farin Anadolu&rsquo;nun ba\u015farisidir<\/em>,&rsquo; diye yazmi\u015f olmasi, bir bakima Onu Anadolu&rsquo;yla \u00f6zde\u015fle\u015ftirdi\u011fini g\u00f6sterir. Bu tarihten yalnizca bir g\u00fcn sonra, 17 Temmuz 1921&rsquo;de Cavid Bey&rsquo;e yazdigi mektupta ise, Mustafa Kemal&rsquo;i kastederek &lsquo;<em>artik do\u011frusu Anadolu epey yanli\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u015fladi<\/em>,&rsquo; demi\u015ftir; ayni \u00f6zde\u015fle\u015ftirme burada daha nettir (bkz. Yalcin 2002: 89, 93, 97). Buna d\u00f6nemin Bati basininda da rastlanmaktadir ki, Kemalistlerin aktif \u00e7abalari da eklenince, Anadolu ve Mustafa Kemal adlari birbirinin ayrilmaz partnerleri haline gelmi\u015f ve artik Mustafa Kemal Anadolu, Anadolu Mustafa Kemal olmu\u015ftur. Selanikli oldugu halde, kimi T\u00fcrk ve Batili yazarlarin Onun soy olarak aslinda &lsquo;<em>Anadolulu<\/em>&rsquo; oldugunu iddia etmi\u015f olmalari da bu baglamda degerlendirilebilir (bkz. \u00d6z ty: 1; Jackh 1999: 251) (9). <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">Son Osmanli Meclis-i Mebusan&rsquo;in, ardindan BMM&rsquo;nin kabul etti\u011fi Misak-i Milli&rsquo;nin arkasindaki ki\u015finin Mustafa Kemal olmasi da ona bu ayricali\u011fi taniyor olsa gerek (konu i\u00e7in bkz. Kaymaz 1983); \u00e7\u00fcnk\u00fc, asmanti\u011finde bir de\u011fi\u015fme meydana gelmi\u015f olsa da, Misak-i Milli I. Emperyalist Paylasim sava\u015finda yenilen Osmanli&rsquo;nin T\u00fcrk\u00e7\u00fc b\u00fcrokrasisi ve hanedani i\u00e7in vatanin sinirlarini ve i\u00e7eri\u011fini g\u00f6steriyordu. Misak-i Milli&rsquo;den kasit aslinda dini sinirlardi; sonralari milli teriminin ulusal olani ifade etti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesi \u00f6ne \u00e7ikarilmi\u015ftir. Ba\u015flangi\u00e7ta sinirlarinin olabildi\u011fince geni\u015f tutuldu\u011fu embryon halindeki bu yeni siyasi mekanin T\u00fcrk\u00e7\u00fc yaninin gizlenmesi i\u00e7in bu zorunlu g\u00f6r\u00fcn\u00fcyordu; ancak, sonradan bu sir perdesi aralanacak ve Kemal&rsquo;in T\u00fcrk\u00e7\u00fc projesi hayata ge\u00e7irilecekti. Bu projenin temel amaci bir T\u00fcrk ulusu ve ona &lsquo;ait&rsquo; bir vatan yaratabilmekti. Bu baglamda ve son olarak, T\u00fcrk yakin tarihinde &lsquo;vatan kurtaran&rsquo; olarak konumlandirilan Mustafa Kemal&rsquo;in aslinda bir vatan kurtarmak yerine, ba\u015fkalarinin vatanlarini da zorla alarak yeni bir T\u00fcrk siyasal mekani kurdugu s\u00f6ylenebilir. Sonu\u00e7ta, O Anadolu&rsquo;nun Anadolucu olmayan Rumelili bir kurucusu sayilir. <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<h1 align=\"justify\"><u>Notlar <\/u><\/h1>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">(*) EZ, G\u00fcrdal Aksoy&rsquo;un bir s\u00fcreden beri yayin d\u00fcnyasinda kullandi\u011fi ismidir. Bu makale ise, yazarin <em>Halklar Hapishanesi Anadolu, K\u00fcrtlerde Anadolumerkezci Yabancila\u015fma<\/em> adli \u00e7ali\u015fmasinin yeniden yazimi i\u00e7in yazilmi\u015f b\u00f6l\u00fcmlerden biridir. Bu nedenle, kitabin ilk baskisinda ge\u00e7en kaynaklar -atifta bulunulmu\u015f olsa da- bibliyografyaya dahil edilmemi\u015ftir. <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">(1) &lsquo;<em>Milliyet\u00e7i anlatinin en zayif oldugu nokta da Anadolu tarihi zaten<\/em>.&rsquo; (Copeaux&rsquo;n\u00fcn bu ifadesi i\u00e7in bkz. Copeaux-Sahin-Sokmen 1998: 105). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(2)Bir Anadolucu olan M\u00fckrimin Halil (Yinanc) Anadolu mecmuasinda (1924) \u015f\u00f6yle yaziyordu: &lsquo;<em>Osmanli hanedanindan evvelki zamanlar unutturulmaya \u00e7ali\u015filmistir<\/em>.&rsquo; (Oktay 1975: 60). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(3) Franz Babinger <em>\u0130slam Ansiklopedisi<\/em>&rsquo;nin Rum maddesinde &lsquo;Konya Sel\u00e7uklulari&rsquo; tabirini kullanmi\u015fti (Babinger 1964). Gordlevski&rsquo;nin konuyla ilgili T\u00fcrk\u00e7e&rsquo;ye \u00e7evrilen kitabi T\u00fcrk\u00e7e&rsquo;ye <em>Anadolu Sel\u00e7uklu Devleti <\/em>olarak \u00e7evrilmi\u015fken, kitabin orijinal adi ise, &lsquo;Gsudarstuvo Sel\u00e7ukidov Maloy Azii&rsquo;dir; yani kitabin orijinal adinda Anadolu degil, K\u00fc\u00e7\u00fck Asya ge\u00e7mektedir. Fuat K\u00f6pr\u00fcl\u00fc &lsquo;Anadolu Sel\u00e7uklulari&rsquo; tabirini tercih edenlerin ba\u015finda gelmektedir. Sayar ise, konu hakkinda yazmi\u015f oldugu &lsquo;K\u00fc\u00e7\u00fck Asya Sel\u00e7uklu \u0130mparatorlugu&rsquo; (<em>The Empire of the Salcuqids of Asia Minor<\/em>) ba\u015flikli bir makalesinde genel olarak <em>Rum Sel\u00e7uklulari <\/em>tabirini kullanmi\u015ftir (bkz. Sayar 1951). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(4) Nihal Atsiz bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc payla\u015fmayan istisna T\u00fcrk milliyet\u00e7ileri arasinda yer alir. Cesitli makalelerini biraraya topladigi <em>T\u00fcrk Tarihinde Meseleler<\/em> adli kitabinin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde, uluslarin kendi tarihlerini devlet, millet ya da vatan tarihi olarak yorumladiklarini belirterek, T\u00fcrkiye tarihinin baslangici i\u00e7in Sel\u00e7uklularin &lsquo;vatan&rsquo;a (Anadolu) geli\u015flerini degil, 1040 yilinda Sel\u00e7uklu &lsquo;devleti&rsquo;nin Horasan&rsquo;da kurulu\u015funu esas almak gerektigini savunur (bkz. Atsiz 1966: 22-3). Atsiz sonucta devlet tarihini esas almaktadir. Copeaux&rsquo;n\u00fcn da dikkat \u00e7ektigi uzere, T\u00fcrkiye&rsquo;de ge\u00e7mi\u015fteki siyasal olu\u015fumlari devlet olarak nitelemek resmi egitim s\u00f6yleminin s\u00fcrekli ba\u015fvurdugu bir tanimlama olmu\u015ftur; &lsquo;<em>\u00e7\u00fcnk\u00fc modern devlet anlayisinin T\u00fcrklerde eskiden beri varolduguna inanilmaktadir: Tarihsel baglamda daha dogru olan &lsquo;beylik&rsquo;, &lsquo;sultanlik&rsquo;, &lsquo;krallik&rsquo;, &lsquo;prenslik&rsquo;, &lsquo;saltanat&rsquo;, &lsquo;hanlik&rsquo; gibi terimler kullanilmaktadir<\/em> (Copeaux 1998a: 84). Kimi ara\u015ftirmacilar ise, Rum Sel\u00e7uklularinin siyasi \u00f6rg\u00fctl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in <em>imparatorluk<\/em> terimini tercih etmi\u015flerdir (sozgelimi bkz. Sayar 1951). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(5) Kafesoglu&rsquo;nun tam olarak s\u00f6yledigi \u015fudur: &lsquo;<em>Sel\u00e7uklu imparatorlugu merkeziyet\u00e7i degil, esas itibariyle feodal karakterli oldugu i\u00e7in, Suriye&rsquo;de ve Elcezire&rsquo;de g\u00f6r\u00fcld\u00fcg\u00fc \u00fczere, Anadoluyu a\u00e7makla vazifelendirilen emirler feth ettikleri memleketlerde idari muhtariyete sahip idiler<\/em>&hellip;&rsquo; (Kafesoglu 1953: 101-2). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(6) Zettersteen \u015f\u00f6yle diyor: &lsquo;<em>Baz, kendi tarafdarlarinin yardimi ile evvela Ermeniye&rsquo;deki Arci\u015f \u015fehrini ve ayni \u00fclkenin hududunda bulunan diger bir takim m\u00fcstahkem mevkiileri zapdetti<\/em>.&rsquo; (Zettersteen ty: 780-1). Cahen ise, Ermenistan&rsquo;da \u00e7ok daha \u00f6nceden beri M\u00fcsl\u00fcman emirliklerin varligina i\u015faret etmektedir (Cahen 1984: 45). <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(7) Bunu demekle, umarim s\u00f6zkonusu tarihte belirtilen yerde ya\u015fayan yari g\u00f6\u00e7ebe K\u00fcrt a\u015firetlerini ve onlarin k\u00fclt\u00fcrlerini ya da olasi ba\u015fka k\u00fclt\u00fcrleri yadsidigimiz d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmez. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(8) Yal\u00e7in K\u00fc\u00e7\u00fck, bu &lsquo;Anadolu ihtilali&rsquo;ne inananlardandir. O, bir \u00e7ali\u015fmasinda &lsquo;<em>T\u00fcrkiye&rsquo;nin stratejik \u00f6nemini uzatan ve di\u015f fakt\u00f6rlerle a\u015firi y\u00fckl\u00fc olarak dogan T\u00fcrk aydinlarinin \u00f6nemli bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc, bu y\u00fczden 1920 Anadolu Ihtilali&rsquo;ne ve bagimsizliga inanmadilar<\/em>,&rsquo; diye yazmaktadir (K\u00fc\u00e7\u00fck 1985: 679). Ba\u015fkaya ise, bunun aksine, &lsquo;<em>aslinda ger\u00e7ek bir Anadolu hareketi hi\u00e7bir zaman olmadigi<\/em>&rsquo; kanisindadir (Ba\u015fkaya 1991: 49). Ancak bu, Ba\u015fkaya&rsquo;nin d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcg\u00fc gibi, yalnizca emek\u00e7i kitlelerin tarihsel s\u00fcrece katiliminin \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde sinirli olmasindan kaynaklanmiyor; daha \u00e7ok bug\u00fcnk\u00fc Kemalist i\u00e7erikli Anadolu kavraminin esas alinarak yapmacik bir anti-emperyalist motifli &lsquo;Anadolu ihtilali&rsquo;ne sahte bir veri tabani hazirliyor olmasindan ileri geliyor. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">(9) Anadoluculardan Oktay ise, Rumeli-Anadolu ayrimi yapmanin yanli\u015f oldugunu savunurken, \u00f6rnek olarak Mustafa Kemal&rsquo;in <em>Rumelili<\/em> oldugunu yazar. <\/div>\n<p><\/p>\n<p align=\"justify\">\n<h3 align=\"justify\">Kaynaklar <\/h3>\n<p align=\"justify\">\n<div align=\"justify\">Atsiz, Nihal (1966) <em>Turk Tarihinde Meseleler<\/em>, Ankara: Afsin <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Bodmer, Jean-Pierre (2001) &lsquo;Sel\u00e7uklular Anadolu&rsquo;da&rsquo;, <em>Cogito<\/em>, Guz 2001, sy. 29 <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Brice, W. C. &lsquo;The Turkish Colonization of Anatolia&rsquo;, <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Copeaux, Etienne-Sahin, I. Kaya-Sokmen, Semih (1998a) &lsquo;Ge\u00e7mis Yabanci Bir \u00dclkedir. Tarih Ders Kitaplarinda Turklugun Temsili&rsquo;, <em>Defter<\/em>, Kis 1998, sy. 32 <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">De Groot, Alexander H. (1991) &lsquo;Martin Strohmeier, Seldschukische Geschichte und Turkische Geschihctswissenschaft&rsquo;, <em>Die Welt Des Islams<\/em>, Band XXXI, Nr. 1 <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Gunaltay, M. Semseddin (1987) <em>Yakin Sark II, Anadolu. En Eski Caglardan Ahamenis&rsquo;ler Istilasina Kadar<\/em>, Ankara: TTK. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Jackh, Ernst (1999) <em>Yukselen Hilal. Bir Milletin Yeniden Dogusu. Turkiye&rsquo;nin Dunu, Bugunu ve Yarini<\/em>, cev. Perihan Kuturman, Istanbul: Temel <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Kaegi, Walter Emil (1964) &lsquo;The Contribution of Archery to the Turkish Conquest of Anatolia&rsquo;, <em>Speculum<\/em>, Vol. 39, Issue 1, January 1964 <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Kaymaz, Nejat (1983) &lsquo;Misak-i Milli Uzerine Yapilan Tartismalar Hakkinda&rsquo;, VIII. Turk Tarih Kongresi, Ankara 11-15 Ekim 1976, <em>Kongreye Sunulan Bildiriler<\/em>, III. Cilt, Ankara: TTK. <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Kertzer, David I. (1996) <em>Politics &#038; Symbols. The Italian Communist Party and the Fall of Communism<\/em>, New Haven and London: Yale Univ. Press <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Lewis, Bernard (1997) <em>Islam&rsquo;in Politik S\u00f6ylemi<\/em>, cev. Unsal Oskay, Istanbul: Cep <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Poulton, Hugh (1999) <em>Silindir, Sapka, Bozkurt ve Hilal. Turk Ulus\u00e7ulugu ve Turkiye Cumhuriyeti<\/em>, cev. Yavuz Alogan, Istanbul: Sarmal <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Sayar, I. M. (1951) &lsquo;The Empire of the Salcuqids of Asia Minor&rsquo;, <em>Journal of Near Eastern Studies<\/em>, Vol. 10, issue 4, October 1951 <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Sevgen, Nazmi (1982) <em>Dogu ve Guneydogu Anadolu&rsquo;da Turk Beylikleri<\/em>, yay. haz. Sukru Kaya seferoglu-Halil Kemal Turkozu, Ankara: TKAE. yayinlari <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Wachtel, Nathan (1986) &lsquo;Introduction&rsquo;, <em>History and Anthropology<\/em>, Vol. 2 <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\">Yalcin, Huseyin Cahit (2002) <em>Ittihatci Liderlerin Gizli Mektuplari<\/em>, haz. Osman Selim Kocahanoglu, Istanbul: Temel <\/div>\n<p><\/p>\n<div align=\"justify\"><\/div>\n<p><\/p>\n        <div class=\"booster-block booster-reactions-block\">\n            <div class=\"twp-reactions-icons\">\n                \n                <div class=\"twp-reacts-wrap\">\n                    <a react-data=\"be-react-1\" post-id=\"126\" class=\"be-face-icons un-reacted\" href=\"javascript:void(0)\">\n                        <img decoding=\"async\" src=\"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-content\/plugins\/booster-extension\/\/assets\/icon\/happy.svg\" alt=\"Happy\">\n                    <\/a>\n                    <div class=\"twp-reaction-title\">\n                        Happy                    <\/div>\n                    <div class=\"twp-count-percent\">\n                                                    <span style=\"display: none;\" class=\"twp-react-count\">0<\/span>\n                        \n                                                <span class=\"twp-react-percent\"><span>0<\/span> %<\/span>\n                                            <\/div>\n                <\/div>\n\n                <div class=\"twp-reacts-wrap\">\n                    <a react-data=\"be-react-2\" post-id=\"126\" class=\"be-face-icons un-reacted\" href=\"javascript:void(0)\">\n                        <img decoding=\"async\" src=\"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-content\/plugins\/booster-extension\/\/assets\/icon\/sad.svg\" alt=\"Sad\">\n                    <\/a>\n                    <div class=\"twp-reaction-title\">\n                        Sad                    <\/div>\n                    <div class=\"twp-count-percent\">\n                                                    <span style=\"display: none;\" class=\"twp-react-count\">0<\/span>\n                                                                        <span class=\"twp-react-percent\"><span>0<\/span> %<\/span>\n                                            <\/div>\n                <\/div>\n\n                <div class=\"twp-reacts-wrap\">\n                    <a react-data=\"be-react-3\" post-id=\"126\" class=\"be-face-icons un-reacted\" href=\"javascript:void(0)\">\n                        <img decoding=\"async\" src=\"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-content\/plugins\/booster-extension\/\/assets\/icon\/excited.svg\" alt=\"Excited\">\n                    <\/a>\n                    <div class=\"twp-reaction-title\">\n                        Excited                    <\/div>\n                    <div class=\"twp-count-percent\">\n                                                    <span style=\"display: none;\" class=\"twp-react-count\">0<\/span>\n                                                                        <span class=\"twp-react-percent\"><span>0<\/span> %<\/span>\n                                            <\/div>\n                <\/div>\n\n                <div class=\"twp-reacts-wrap\">\n                    <a react-data=\"be-react-6\" post-id=\"126\" class=\"be-face-icons un-reacted\" href=\"javascript:void(0)\">\n                        <img decoding=\"async\" src=\"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-content\/plugins\/booster-extension\/\/assets\/icon\/sleepy.svg\" alt=\"Sleepy\">\n                    <\/a>\n                    <div class=\"twp-reaction-title\">\n                        Sleepy                    <\/div>\n                    <div class=\"twp-count-percent\">\n                                                    <span style=\"display: none;\" class=\"twp-react-count\">0<\/span>\n                        \n                                                <span class=\"twp-react-percent\"><span>0<\/span> %<\/span>\n                                            <\/div>\n                <\/div>\n\n                <div class=\"twp-reacts-wrap\">\n                    <a react-data=\"be-react-4\" post-id=\"126\" class=\"be-face-icons un-reacted\" href=\"javascript:void(0)\">\n                        <img decoding=\"async\" src=\"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-content\/plugins\/booster-extension\/\/assets\/icon\/angry.svg\" alt=\"Angry\">\n                    <\/a>\n                    <div class=\"twp-reaction-title\">Angry<\/div>\n                    <div class=\"twp-count-percent\">\n                                                    <span style=\"display: none;\" class=\"twp-react-count\">0<\/span>\n                                                                        <span class=\"twp-react-percent\"><span>0<\/span> %<\/span>\n                        \n                    <\/div>\n                <\/div>\n\n                <div class=\"twp-reacts-wrap\">\n                    <a react-data=\"be-react-5\" post-id=\"126\" class=\"be-face-icons un-reacted\" href=\"javascript:void(0)\">\n                        <img decoding=\"async\" src=\"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-content\/plugins\/booster-extension\/\/assets\/icon\/surprise.svg\" alt=\"Surprise\">\n                    <\/a>\n                    <div class=\"twp-reaction-title\">Surprise<\/div>\n                    <div class=\"twp-count-percent\">\n                                                    <span style=\"display: none;\" class=\"twp-react-count\">0<\/span>\n                                                                        <span class=\"twp-react-percent\"><span>0<\/span> %<\/span>\n                                            <\/div>\n                <\/div>\n\n            <\/div>\n        <\/div>\n\n    \n<div class=\"twitter-share\"><a href=\"https:\/\/twitter.com\/intent\/tweet?via=SerhatArarat1\" class=\"twitter-share-button\">Tweet<\/a><\/div>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>&lsquo;Anadolu&rsquo;nun Historiyografik \u0130n\u015fas\u0131nda \u00dc\u00e7 Tarih, \u00dc\u00e7 Fig\u00fcr:Hititler, Sel\u00e7uklular ve Mustafa Kemal EZ (*) \u00d6tekiler &rsquo;den farklilik ve bunun tarih i\u00e7inde s\u00fcreklili\u011fi inanci genel olarak kimli\u011fin iki ana \u00f6gesi olarak kabul edilmektedir. Kimlikler yeniden bi\u00e7imlendirilirken ya da yeni kimlikler in\u015fa edilirken, bu \u00f6geler ya yaratilir ya da yeniden tanzim edilir. Bunun en uygun ve etkili ara\u00e7lari [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_gspb_post_css":"","footnotes":""},"categories":[34],"tags":[],"class_list":["post-126","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-kurdistan"],"blocksy_meta":[],"brizy_media":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/126","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=126"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/126\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=126"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=126"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/mcanyuce.net\/eski\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=126"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}