Read Time:3 Minute, 22 Second
Şemdinli’de peş peşe patlatılan bombalamaların arkasında devlet çıktı. 9 Kasım 2005 tarihinde bir kitapevinin bombalamasının ardından failler kaçamadan halk tarafından yakalandı. Faillerin jandarma ve polis üyeleri olduğu, kullandıkları aracın jandarmaya ait olduğu, yakalanan belgeler içinde hedeflenen kişilerin listesi olduğu çok net bir biçimde kanıtlandı ve belgelendi.
Bu kontra operasyonunu devletin içinde bir birimle, “derin devlet”le açıklayanlar oldu. Yine bu faillerin devlet içindeki uç unsurlar, çizgiden sapmış çeteler olduğu açıklandı. Bundan böyle de benzer değerlendirmeler ve açıklamalar olacaktır.
Ancak bu tür değerlendirmeler ve açıklamalar, TC gerçeğini, uygulanan politikanın devletin temel bir çizgisi olduğunu örtmeye, halkımızın, Türkiye emekçilerinin bilincini saptırmaya yönelik çabalardır. Nasıl ki, Susurluk’ta açığa çıkan TC’nin kontra özünün patlamasıydıysa, aynı şekilde, Şemdinli’de suçüstü yakalanan, belli planlarını belgeleriyle ele veren devletin kendisidir.
Belli ki kontra devlet, Kürt halkından intikam almayı, intikam almaya çalışırken korku, yılgınlık ve pasifikasyonu geliştirmeyi, yani topyekûn özel imha savaşını yeniden boyutlandırarak derinleştirmeyi hedefliyor.
Bu, bir devlet politikasıdır! Aslında ortada “derini” ve “yüzeydeki” unsurlarıyla tek bir devletten, TC’den, onun Kürdistan politikasından söz etmemiz gerekir. Bunun dışındaki değerlendirmeler gerçekliği çarpıtmaktan başka bir şey değildir.
Devlet, onun Kürdistan politikası bu kadar açık, kanlı ve net olmasına rağmen Öcalan ve onun partisi yıllardır halkımızda devlet hakkında yanlış bir bilinç yaratmaya, devleti parçalara ayırarak sorumluluğu ya hükümete, ya da “derin devlet” unsurlarına yüklemeye çalışmaktadırlar.
Ancak halkımız günlük yaşamın içinde devletin ne olduğunu, kendisi için inkâr, şiddet, bomba, ölüm ve imha demek olduğunu çok iyi biliyor ve yaşıyor!
Şemdinli’de sadece devlet suçüstü yakalanmadı, aynı zamanda “barış” kod adlı her türlü teslimiyet, ihanet ve tasfiye çizgilerinin de bir kez daha iflası belgelendi!
Dolayısıyla alınması gereken devrimci yurtsever duruş çok açık ve nettir: Bu, Şemdinli halkının duruşunda somutlaşmıştır.
TC’nin özü şiddettir, özel savaş şiddeti, Kürt halkını inkâr ve imha şiddetidir!
Her türlü teslimiyet ve tasfiye yaklaşımları ise bu topraklarda ölü doğmaya mahkûmdur!
Öyleyse devrimci çizgide bir politik duruş ve kararlılık sergilenerek günlük olarak kontra operasyonlarına karşı durulabilir, halkımızın özgürlük mücadelesi ancak devrimci bir çizgiyle gelişebilir!
Şemdinli’nin anlattığı budur!
TC’nin Şemdinli ve ülkemizin diğer alanlarında gerçekleştirdiği kontra operasyonlarını, kontra cinayetlerini kınarken, halkımızın devrimci direnişçi duruşunu selamlıyoruz!
11 Kasım 2005
SOSYALİST – ŞOREŞGER
